|
Haftanın Filmleri
Uğur Vardan
29.09.2006 - Radikal
Reha Erdem'in 'Beş Vakit'i küçük bir köy ölçeğinde büyümenin sorunlarını anlatıyor. Yönetmenin deyişiyle film aynı zamanda, gösterilmeyen zamanı göstermek gibi bir derdin peşine de düşüyor
'Beş Vakit'leri ayarlama enstitüsü
Sürekli bir kaçış hali... Reha Erdem'in bir önceki çalışması 'Korkuyorum Anne'nin minik karakteri Çetin, film boyunca 'sünnetçi amcalar'dan uzak durmaya çalışıyordu. Bu bir erkeklik travmasından öte, aslında büyümemekle ilgili bir karardı. Sünnet olmayacak, erkekliğe adım atmayacak ve hep çocuk kalmanın yollarını arayacaktı. 'Beş Vakit'in iki küçük erkek kahramanı ise Çetin'in aksine bir an önce büyümeye çalışıyorlar. Ömer ve Yakup, sünnetle meselelerini çoktan halletmiş görünürken büyüme yolundaki en büyük engelin babaları olduğunu keşfetmiş bir ruh haliyle dolaşıyorlar ve film boyunca en doğru hamleyle, o 'büyük duvarı' yıkmak için fırsat kolluyorlar. 'Büyümek', 'Beş Vakit'in önemli bir parçası ama filmin asıl derdi zamanla ilgili. Daha doğrusu bir türlü akıp gidemeyen zamanla...
Küçük bir köyde, yani taşrada gündelik hayatın kendine ait ritmi içinde zaman çok zor ilerliyor. Köyün 'genç nesli' (bir anlamda geleceği de), bu gerçeğin farkına çoktan varmıştır; bilinçli ya da bilinçsiz olarak. Ömer ve Yakup, ya okuldalar ya da kayalıklardan oluşan tepenin başında. Onlara arada bir de, yetim çoban Davut'la Yıldız adlı kız da eşlik ediyor. Ömer, köyün imamı olan babasının adalet duygusundan yoksun tavrı sonucu (çünkü baba, erkek kardeşini daha çok seviyor ve bunu her fırsatta gösterirken Ömer'i sürekli aşağılıyor), içinde büyük bir nefret ve yok etme duygusu besliyor. Yakup ise öğretmenine âşık. Ona ekmek ya da et götürmek için fırsat kolluyor, genç kadını önce pencereden bir süre gözetliyor, sonra da camı tıklatarak varlığından haberder ediyor. Yıldız'ın da aslında ikiliden pek farkı yok, kundaktaki kardeşine bakıyor, ev işlerine yardım ediyor ve okula gidiyor. Küçükler arasındaki bu rol dağılımının bir benzeri de kuşkusuz yetişkinlerin dünyasında yaşanıyor. Yıldız'la Yakup kardeş çocukları ve dedeleri de, oğullarına tıpkı Ömer'in babası gibi davranıyor. Büyük oğlanı hep aşağılıyor, beceriksizlikle suçluyor; küçüğünü övüyor, destek veriyor.
Akan zamanın varlığını ise sadece ezanlar hatırlatıyor: Sabah, öğle, ikinci, akşam ve yatsı... Reha Erdem, daha çok 'Doğu'ya ait bir kavram olan zamansızlıkla (ya da tevekkülle) olan ilişkisini, ilk filmi 'A Ay'dan bu yana yeniden çok güçlü simgelerle bir kez daha kuruyor 'Beş Vakit'te. Çoğu kez yaptığı gibi çocuk karakterlerden yararlanıyor ama en önemlisi, onun kahramanlarının hep buraya ait olması. 'Kaç Para Kaç', görüntülerine gökdelenlerin nüfuz etmediği, 'modern' kelimesinin uğramadığı bir İstanbul'da geçiyor ve kahramanını da, geçmişe ait bir meslekten (esnaflık) seçiyordu. Aslında 'Korkuyorum Anne'de de benzer bir tavır vardı. Yine eski bir İstanbul tasviri ve yine terzilik, kasaplık, tansiyon ölçmek gibi modernizmle pek de derdi olmayan mesleki refleksler.
'Beş Vakit'in kahramanları da 'talebe', imam, muhtar, köylü vs... Bütün bu karakterleri bir tepenin etrafına konumlanmış bir köyde getiriyor önümüze Erdem. Geride ise sadece fon görevi yapan bir deniz var. Köy halkının ise denizle organik bir ilişkisi yok; onlar bu büyük su kütlesini manzara kabilinden nakşetmişler hafızalarına. 'Beş Vakit', köy ahalisinin durgun hayatlarına, uygun bir ritimle eşlik ediyor. Filmin anlatımı ağır, yumuşak, çoğu kez de görüntüleri itibarıyla huzur verici. Keza müzik de, bu ruh durumuna uygun tınıları sunuyor. Arvo Part'ın bestelerinde (ki çoğunu Talinn Orkestrası seslendiriyor), zaman zaman yaylılar güçlü vurgularıyla gerilim yaratılmasına yardımcı oluyorlar. Ayrıca görüntü yönetmeni Florent Herry'nin de o doyulmaz kadrajlarının hakkını teslim edelim.
Bu filmin 'kaza'sı yok, kaçırmayın
Oyunculuklara gelince, minik yetenekler Özkan Özen, Ali Bey Kayalı, Elit İşcan, Tarık Sönmez tüm amatörlükleri içinde son derece profesyonel iş çıkarmışlar. Mehmet Emin Yarar, Köksal Engür ve Ali Düşenkalkar, 'Korkuyorum Anne'den hatıra isimler ve burada da, her zamanki gibi iyiler. Taner Birsel ('Kaç Para Kaç'ın Selim'i), Tilbe Saran, Yiğit Özşener, Sevinç Erbulak, Selma Ergeç kadronun diğer başarılı isimleri.
Son İstanbul Uluslararası Film Festivali dolayısıyla İstanbul'a gelen ünlü Fransız yönetmen Jean-Paul Rappeneau (Cyrano de Bergerac), 'Beş Vakit'e ilişkin 'Türkiye, AB'ye derdini bu tür filmlerle anlatabilir, ayrıca Türk kültürüne ilk defa bu film sayesinde bu kadar yakınlaştım" yorumunda bulunmuştu. Bu 'Batılı görüş' ya da tavsiye işe yarar mı bilemem ama Ahmet Hamdi Tanpınar'daki 'zaman' olgusunun ve 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' çabasının bir nevi görsel karşılığı olan 'Beş Vakit'i kaçırmayın derim, çünkü bu filmin 'kazası' yok.
|